Taraflar boşanma davası açmadan önce, dava görülürken veya sonuçlanmasının ardından maddi olarak zorluğa düşen veya düşecek olan tarafa diğer tarafın aylık olarak düzenli bir şekilde ödenmesi gereken paraya nafaka denilmektedir.
Nafaka Türleri Nelerdir?
Türk hukukunda Medeni kanunda düzenlenen nafaka 2 ayrı kategoride düzenlenmiştir. Bakım nafakası ve yardım nafakası olarak adlandırılmaktadır.
Bakım nafakasının 3 farklı türü bulunmaktadır;
Tedbir nafakası
Boşanma davası devam ederken hakim tarafından eşlerden geçimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin aldığı önlemlerden bir tanesidir. Bu nafakanın türü 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 169.maddesinde düzenlenmiştir. Bu önlem re’sen hakim tarafınan alınmaktadır. Unutulmamalıdır ki bu tedbir geçici bir tedbirdir. Tedbir’e başvurulması halinde yukarıda bahsedilen davaya konu olan şartların varlığı aranmaktadır. Buna göre taraflar boşanma davası devam ederken veya boşanma davası açılmadan önceki süreçte de talepte de talepte bulunmak mümkündür. TMK m.197’de bahsedilen konunun hukuki dayanağı olarak gösterilmektedir. Buna göre : “Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.” denilmektedir.
Yoksulluk Nafakası
Bu türde tarafların kusuruna bakılaran ağır olandan daha az ağır ola tarafa ve boşanma sonucunda ve boşanma sebebiyle düşecek olan eşin diğer eşten talep edeceği ve diğer eşin de ödemekle yükümlü olduğu nafakanın türüdür.
Yoksulluk nafakasının ödenmesi şartlara bağlıdır. Bu şartlar Türk medeni Kanunu’nun 175.maddesinde belirtilmiştir. Kanun maddesinde "Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz." denilmiştir.
Bu maddeden yoksulluk nafakası almanın şartlarını çıkartabiliriz:
- Nafaka talebinde bulunacak kişinin boşanma sonrasında ve boşanmadan dolayı yoksulluğa düşeceği,
- Kusur oaranları karşılaştırıldığında talepte bulunan eşin diğer eşten daha ağır kusuru olamması gerektiği,
- Nafaka verecek eşin bedensel/ruhsal engeli bulunmaması ve ayrıca çalışması önünde bir engelin bulunmamasıyla birlikte kendisinin de yoksulluğa düşecek olmaması gerekmektedir.
İştirak nafakası
Boşanma sonrasında tarafların çocuğunun eşlerden birine verilmesine velayet denir. Velayet ortak olabileceği gibi taraflardan birisine de verilebilmektedir. Taraflardan birine velayetin verilmesi durumunda diğer eşin çocuğun eğitim, sağlık gibi hayatını idame ettirebilmesi için gereken maddi desteği sağlaması için mahkeme tarafından kararlaştırılan bedelin ödenmesi gerekmektedir. Bu bedele iştirak nafakası adı verilemektedir.
Yardım Nafakası
Yukarıda bahsedilen nafaka türlerinin çıkış noktası evlilik hukukudur. Bu yükümlülükler eşlerin kendileri ve çocuklarına karşı evlilikten doğan yükümlülüklerindendir. Yardım nafakası ise evlilikten doğan bir ilişkisi bulunmamaktadır. Aile olmaktan kaynaklanan ve bunun gereği olarak kabul edilen türüdür. Bu nafakanın evlilik hukuku ile herhangi bir bağı bulunmamaktadır.
Yardım nafakasında, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üst soy, alt soy ve kardeşe mahkemece hükmedilen yardım miktarının ödenmesidir. Nafakaya hükmedilebilmesi için talep şarttır, hakim kendiliğinden bu nafakaya hükmedemez.
Nafaka Almanın Şartları Nelerdir?
Kanunumuzda her ne kadar nafaka şartları açıkça düzenlenmemişse de kanun maddesinden pratikte uygulanmak üzere şartlar ortaya koyulabilmektedir. Belirtmek gerekir ki sadece kadına ait bir hak değil; erkeğin de hakkı olabilmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ‘yoksulluk nafakası’ üst başlıklı 175. Maddesi:"Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilmektedir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz." şeklindedir. Kanun metninde yola çıkılarak nafaka almanın şartları şu şekilde özetlenebilir:
- Tarafın Yoksulluğa düşmüş olması,
- Yoksulluğun boşanma yüzünden gerçekleşmiş olması,
- Tarafın kusurunun diğer tarafın kusurundan ağır olmaması,
- Boşanma davasında açık bir şekilde belirtilmiş olmasıdır.
Nafaka Neye Göre Belirlenir?
Evlilik hukukundan doğan nafaka türleri tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakalarıdır. Bu türlerden tedbir ve yoksulluk nafakası taleple bağlıdır. İştirak nafakası ve tedbir nafakasına hakim re’sen karar vermektedir. Çocukların bakım giderlerinin karşılanması ve çocuklarla ilişkilerin düzenlenmesi kamu düzenine ilişkindir.
Tedbir nafakası belirlenirken tarafların ortak konutu olan aile konutunda hangi tarafın kalacağı, çocuğa boşanma davası süresince kimin bakacağı tarafların sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınır. Mali olarak güçlü tarafın geliri oranında bir nafakaya hükmedilecektir. Belirtmek gerekir ki, gelir yalnızca maaş değildir. Kişinin her türlü kazancı, örneğin kira geliri hesaba katılmaktadır. Ya da kişi kira ödemiyorsa yaşam şartları buna göre hesaplanır.
Nafaka Miktarı Nasıl Belirlenir?
Pratikte nafaka miktarına hükmedilirken hakimce incelenecek hususlar şu şekilde sayılabilir :
- Nafaka borçlusunun mali gücü, gelir düzeyi
- Boşanılan eşin ve çocukların gıda, market, barınma (varsa kira), fatura gibi temel ihtiyaç giderleri
- Müşterek çocuk sayısı ve çocukların yaşları
- Çocukların eğitim ve sosyal yaşam giderleri
- Sağlık, ulaşım, kırtasiye gibi giderleri
Örnek olarak Asgari ücretleri 1.500 TL – 3.000 TL arası ödemektedir. Nafaka miktarı hakimin özgür hür iradesi ile tarafların ekonomik durumu, yaşam tarzları, ihtiyaçları ve gereksinimleri göz önünde bulundurularak tayin edilmektedir.
Nafaka Nasıl İstenir?
Yukarıda bahsedilen nafaka türlerinin her birinin talep edilme usul ve zamanı farklıdır.
Tedbir Nafakası, Türk Medeni Kanunu madde 169 ve 197’de düzenlenmiştir. Bu tür, hem boşanma davası açılmadan hem de açıldıktan sonra talep edilebilmektedir.
İştirak nafakası davası söz konusu olduğunda, nafaka yükümlüsü, velayeti kendisine verilmeyen taraftır.İştirak nafakasına hükmedilebilmesi için tarafların kusur durumu gözetilemez.
Bir diğer nafaka türü olan yoksulluk nafakasında ise Söz konusu nafakanın talebi için öncelikle boşanma nedeniyle yoksulluğa düşmek gerekir. Bu nafaka türünde kusur oranı önemlidir. Kusur oranı yüksek olmayan taraf talepte bulunabilmektedir.
Yardım nafakası, desteğinden mahrum kalmasıyla yoksulluğa düşecek üst soy, alt soy ve kardeşlere verilen nafaka türü olup TMK md.364’te düzenlenmiştir. Talep halinde bağlanan bu nafakada yoksulluktan ne anlaşılması gerektiğini yargıtay karalarında izah edilmektedir. Buna göre; yeme, içme, barınma, giyinme, sağlık, ulaşım, eğitim ve kültür gibi kişinin maddi varlığını geliştirmek amacıyla mecburi ve elzem görünen giderleri karşılayacak miktarda geliri bulunmayanlar yoksul olarak değerlendirilmektedir.
Nafaka Artrım Davası Nedir?
Nafaka artırım davası, nafaka alacaklısının, değişen ekonomik koşullar ve ihtiyaçlar nedeniyle artık gerekli masrafları karşılayamaması durumunda nafaka borçlusuna karşı başlatılan bir hukuki süreci ifade eder.
Mahkeme tarafından verilen kararlar kesin hüküm niteliğinde değildir. Bu nedenle, koşullar uygun olduğunda ve talep edildiğinde mahkeme tarafından miktar artırılabilmektedir. Zamanla değişen ekonomik şartlar ve enflasyon kaybı gibi etkenlerle nafaka miktarının yetersiz kalması sıkça yaşanabilmektedir. Haklı nedenlerle artırım talep eden taraf, nafaka artırım davası açarak miktarını artırabilmektedir.
Nafaka Artrımı Nasıl Yapılır?
Nafaka artırımı talebinde bulunacak olan nafaka alacaklısı, ikamet ettiği bölgeye bağlı Aile Mahkemesi'ne başvuruda bulunmalıdır. Nafaka artırımı için gereken harç ve masrafları mahkeme veznesine yatırmalıdır. Mahkeme, her iki tarafın ekonomik durumunu araştırarak ve hukuki delilleri inceleyerek kararını verecektir.
Süresiz Nafaka Nedir?
Boşanma kararından sonra taraflardan ekonomik olarak zor duruma düşecek eşe diğer eş tarafından ödenmesi gereken maddi destektir. Bu nafaka belirli bir süre öngörülmeden ödenmesine de karar verilebilmektedir. Bunun için bazı koşulların varlığı aranır.
Bu durumlar:
- Ekonomik Denge İhtiyacı: Eşler arasında ekonomik dengesizlikler olmaası süresiz nafakaya karar verilmesini sağlayabilmektedir. Aile hayatında evlilik boyunca ortak çocukların bakımıyla meşgul olan eş dezavantajlı durumdadır.
- Uzun Süreli Evlilikler: Yaşam standartlarının farklılık göstermesi evliliklerin uzun sürmesi süresiz nafakaya karar verilebiliriz.
- Çocukların Bakımı: tarafların ortak çocuklarının geçimini sağlanması süresiz nafakaya karar verilmesine sebep olabilmektedir.
- Haksız Ekonomik Dezavantaj: Boşanma sonucu bir eşin ekonomik olarak haksız bir dezavantajda bırakılması durumunda, süresiz nafaka verilebilmektedir.
Belirtmek gerekir ki nafaka verilmesi değişen ve gelişen koşullara bağlı olarak sonlandırılabilmektedir. Kısaca bahsedilmesi gerekirse:
- Yeniden Evlenme
- Ekonomik İyileşme
- Eşitlik Sağlama
- Değişen Aile Durumu
Sık Sorulan Sorular
Tarafların boşanması sırasında veya sonrasında ekonomik olarak zor duruma düşecek olan tarafa ödenmesine karar verilebilmektedir. Ayrıca tarafların ortak çocuklarının geçim ve bakımı için iştirak nafakasına karar verilebilmektedir. Bu noktada çocuğun velayeti bulunan eşe verilmesine karar verilebilmektedir.
Taraflardan nafaka alanın yeniden evlenmesi, ekonomik olarak iyileşmesi durumunda eş için karar verilen nafaka ödeme borcu bitebilmektedir. Çocuklar için karar verilen iştirak nafakası için ise müşterek çocuğun reşit olma yaşına geldiği vakit veya mahkeme kararıyla ergin sayıldığı zaman son bulur.
Hali hazırda hükmedilmiş olan nafaka miktarının, artış oranı(hakim tarafından belirli bir artış oranı öngörülmüşse) uyarınca artırılmış olmasına rağmen yetersiz kaldığı durumlarda nafakanın artırılması talebinde bulunulabilmektedir.
Değişen ekonomik durumlar, nafaka alan eşin maddi durumunun iyileşmesi veya kötüleşmesi, nafaka alan eşin evlenmesi gibi durumlarda nafakanın indirilmesi, arttırılması veya sonlandırılmasına karar verilebilmektedir.
Nafakanın artırılabilmesi için devam eden boşanma davasında nafakanın yükseltilmesi talebinde bulunmak mümkündür. Aynı şekilde, boşanma davasının kesinleşmiş olması durumunda ise ayrı bir nafaka artırım davası açılabilmektedir. Bu bağlamda önem arz eden bir husus da şudur: Boşanmanın kesinleşmesini takiben, daha önce talep edilmemiş nafakanın talep edilebilmesi için 1 yıllık hak düşürücü süre devreye girmektedir. Ancak, eğer nafaka talep edilmiş ve boşanma davasıyla birlikte karara bağlanmışsa, yalnızca nafakanın artırılması amacıyla açılacak olan dava, nafakanın sona erdiği ana kadar başlatılabilmektedir.
Tarafların boşanmasının ardından mahkeme ilamı olarak hükme alınan ve taraflara borç olarak yüklenen nafakanın ödenmemesi halinde kanunumuzda bazı hukuki yaptırımlara tabi tutulmuştur. Nafakanın ödenmemesi durumunda icra takibi başlatılabilmektedir. Bu yol ile de sonuç alınamaması halinde şikayet ile 3 aylık ödenmeyen tutarlar sebebiye 90 gün süreyle tazyik hapsine çarptırılmasına karar verilebilmektedir. Tazyik hapsinden kurtulmak için nafakanın ödenmesi gerekmektedir.
Boşanmanın ardından nafakaya karar verilmesinin önemli sebeplerinden biri tarafların evlilik birliğinde alışmış olduğu ve yaşamını devam ettirdiği hayat ile ayrıldıktan sonra sürdürecekleri hayat arasında büyük farklar olmamasıdır. Bunun doğal sonucu olarak eşlerden biri çalışıyor olsa dahi boşandıktan sonra hayat kalitesinde önemli bir düşüş gerçekleşmesi durumunda nafaka alabilmektedir. Bu nedenle düzenli bir geliri olup sigortalı işte çalışıyor olması almasına engel değildir. Hakim hakkaniyet ilkesi gereğince koşulları değerlendirerek nafakaya hükmeder.
Tarafların anlaşmalı boşanma protokolünde nafaka tutarını belirleme hakları mümkün olmaktadır. Tarafların miktarda anlaşmaması halinde hakim nafakaya hükmedemez. Taraflar özgürce tutar konusunda anlaşma sağlayabilirler.
Örneğin, 30.000 TL maaşı olan bir kimse, 7.000 TL de 3.000 TL de ödeme yapabilmektedir. Bu miktarın bir alt sınırı ya da üst sınırı kanunda düzenlenmez. Taraflar ortakça kararlaştırabilmektedir.
